ANESTEZİYOLOJİ  ANABİLİM DALI İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
ANASAYFA Hakkında EĞİTİM ARAŞTIRMA Hastalar İçin Web Bağlantıları İLETİŞİM GİRİŞ
English
190. yıl

ANESTEZİ NEDİR, NASIL UYGULANIR, SAKINCA VE TEHLİKELERİ NELERDİR?


“ANESTEZİ” hissetmeyi engelleme uygulamalarının tümüne birden verilen addır. Bilincin yok edilerek bir uyku halinde oluşturulması “GENEL ANESTEZİ” sadece cerrahi girişim bölgesinin duyusunu ortadan kaldırarak bilinçli durumda iken bölgesel hissizlik oluşturulmasını ise “LOKAL veya BÖLGESEL ANESTEZİ” olarak adlandırıyoruz. Değerli hastamız ve/veya hasta sahibi; size veya bir yakınınıza uygulanacak olan cerrahi işlem sırasında yapılanları hissetmemeniz amacıyla genel veya bölgesel bir anestezi uygulanacaktır.

Anestezi nedir? Anestezi uzmanı kimdir?

Anestezi, ameliyat sırasındaki ağrı ve hoş olmayan duyumsamaları ortadan kaldırır. Anestezi değişik yollardan uygulanabilir. Yapılacak girişime uygun olarak, vücudunuzun değişik yerlerine yönelik anestezi uygulanabilir. Bazı anestezi türlerinde bilinciniz açık kalır.

Anestezi ilaçları bedeninizin değişik yerlerinden beyninize sinirler yoluyla gelen duyumsamaları engeller ve ağrı duymanızı önler. İlaçların etkisi geçtikten sonra duyularınız (ağrı dahil) normale döner.

Anestezi uzmanı, ameliyat olan hastada cerrahların yanı sıra tüm ameliyat boyunca ve ameliyat sonrasında, sizin ağrı duymanızı önleyen ve ortaya çıkan tüm tıbbi sorunları anında teşhis edip, tedavi eden, bunun için gerekli tıbbi yöntemleri ve kuralları, ameliyat öncesinde başlayıp ameliyat sonrasına kadar uygulayan bir doktordur. Bu nedenle anestezi uzmanı sizi ameliyat öncesinde incelemeye başlar, var olan hastalıklarınızı, daha önceden geçirdiğiniz rahatsızlıkları öğrenir, muayene eder, tahlil veya konsültasyon ister, ameliyatta kullanacağı ilaç ve malzemeleri belirler, ameliyat için planlama yapar ve sizi en iyi şekilde ameliyata hazırlamaya çalışır.

Anestezi uzmanı tüm ameliyat boyunca vücudun işlevlerini ve çalışmasını yakından izler; bu amaçla ileri teknolojiye dayalı aletler kullanır. Ameliyat esnasında eğer genel anestezi uygulanacaksa bu süre boyunca yapay solunum sürdürülecektir . Bunun için boğazınıza bir solunum tüpü yerleştirilecektir. Ayrıca toplardamarlara, atardamarlara, idrar kesesine, mideye, gerekirse akciğer, karın ve omuriliğe çeşitli kateterler(çok ince plastik tüpler) yerleştirebilir. Bu tüpler ile çeşitli ilaç uygulamaları yapılır veya vücudunuzun fonksiyonlarını takip edecek bilgiler toplanır.

Anestezi uzmanı ayrıca ameliyat sırasında ve sonrasında tetkik ve tedavi amacıyla sizden kan örneği alır, size serum, kan ve kan ürünleri verebilir.

Ameliyathaneye girdiğiniz zaman:

Size uygulanacak anestezi yöntemi ne olursa olsun:

Size bir toplardamarınızdan serum takılacak (çoğunlukla elinizin üstünden veya kolunuzda yapılacak bir iğne ile)

Kalbinizin çalışmasını gözlemek için göğsünüze elektrodlar yapıştırılacak (acısız bir işlemdir)

Parmağınıza kanın oksijenlenmesini gösteren mandala benzer bir alet takılacak (acısız bir işlemdir)

Tansiyonunuzu izlemek üzere kolunuza tansiyon aleti takılacaktır.

Bunlar dışında yukarıda sayılan kateter yerleştirme, kan alma, kan verme gibi uygulamalar planlanıyor ise ayrıca bilgilendirileceksiniz. Ancak belirtilen işlemlerin ameliyat ortasında, siz genel anestezi altındayken yapılması zorunluluğu olabilir.

Anestezi şeklinin seçilmesi

Anestezi şekli ne olursa olsun size bilgi verilmeden ve rızanız olmadan işlem yapılmayacaktır. Ancak uygulanacak anestezi şekli genellikle ameliyatın ne olduğu, sizin genel sağlık durumunuz, anestezi uzmanınızın önerileri, cerrahınızın gereksinimleri, sizin istekleriniz, ameliyathanenin imkanları ve koşullarına bağlıdır.

Bazı anestezi türleri:


Genel Anestezi

Genel anestezi bilincin doktor tarafından, bir takım ilaçlar kullanılarak, kontrol altında ortadan kaldırılmasıdır. Bu ‘ortadan kalkma’, derin bir uyku ile oluşur. Damarınızdan takılan iğneden verilecek ilaçlarla veya maskeden solutulacak oksijen ve anestetik ilaç karışımı ile uyumanız sağlanacak, gerekirse ilaçlarla solunumunuz durdurularak aletler yardımıyla kontrol edilecektir. Bu işlemleri hatırlamayacaksınız. Solunum kontrolü için gerekli görülürse soluk borunuza takılacak tüp yoluyla oksijen ve anestetik ilaç verilmesine devam edilecektir. Bu işlemlerden sonra ameliyata başlanmasına izin verilecektir. Ameliyatınız süresince yaşamsal fonksiyonlarınız sürekli olarak izlenecektir. Gerektiğinde ilaç uygulama ve düzenlemeleri yapılacaktır. Yapılan işlemler ‘Anestezi İzleme Formuna’ kaydedilecektir. Ameliyat bittikten sonra size verdiğimiz oksijen dışındaki ilaçları uygulamayı keseceğiz. Bazılarının etkilerini kaldıran ilaçlar vereceğiz; eğer takılmış ise boğazınızdaki tüpü çıkaracağız. Durumunuzu takip için uyanma odasına alıp, iyice uyandığınıza, ağrı şikayetiniz ile gerekli tedavinin başlatıldığına ve rahat, huzurlu ve güvenli olduğunuza karar verildikten sonra servisteki yatağınıza (eğer günübirlik hastaysanız evinize) gönderileceksiniz. Ancak genel anestezi almadan önce mide içeriğinin solunum yoluna kaçmasını önlemek için en az 6-8 saat aç ve susuz kalmanız gerekmektedir. Acil durumlarda bu süre daha kısa tutulabilir. Bu süre hakkında sizin için uygun olanı bildirilecektir.


Bölgesel (Rejyonal) Anestezi

Uyuşturulacak bölgenin özelliğine göre anestezi ilaçları doğrudan sinir liflerinin yakınına özel bir iğne ile uygulanır. Bölgesel anestezinin en sık kullanılan tipleri şunlardır:


Spinal anestezi: Bel bölgenizde, omurlar arasında bulunan omuriliğin içine bulunduğu sıvıya, çevreleyen zarlardan geçerek ince bir iğne ile lokal anestezik verilerek belden alt kısımda ağrı, his duyusu ve hareketin ortadan kaldırıldığı anestezi uygulamasıdır.


Epidural anestezi: Sırt veya bel bölgenizde, omurlar arasında omuriliği saran zarları ile bu bölgedeki doku arasında epidural boşluk olarak bilinen aralığa çok ince bir plastik tüp yerleştirilmesi ve bu tüp içerisinden lokal anestezik verilmesi ile yalnızca uygulanan bölgenin altında ağrının ortadan kaldırıldığı anestezi uygulamasıdır.


Çevresel sinirlerin uyuşturulması (periferik sinir blokları): Ameliyat yapılacak bölgenin özelliğine göre anestezi ilaçları doğrudan sinir liflerinin yakınına özel bir iğne ile uygun yerden girilerek yapılır. El, ayak, parmak gibi bir uzvun bir bölümü veya tamamı bu yolla uyuşturulabilir.


Yüzeyel (lokal) Anestezi

Bedeninizin yalnızca küçük bir bölümü uyuşturulur. Anestezi ilacı içeren bir damla, özel bir krem veya bir iğne ile sinirlerinizin ağrı duyusunu taşınası engellenir. Ancak uyuşturulacak bölgenin buna uygun olması ve bu sinirlerin vücut yüzeyine yakın olması gereklidir.


Sakinleştirme (sedasyon)

Sedasyon sakinleştirici etkisi olan veya anestezi yaratabilen bazı ilaçların çok küçük miktarlarda uygulanarak bir tür uykulu durum yaratılmasıdır. Girişimin yaratacağı bazı sıkıntıları ve bir ölçüde ağrıyı engeller. Girişim sırasında olanları bir ölçüde hatırlayabilirsiniz ancak hiçbir şey hatırlamamanız da olasıdır.


Anestezinin değişik tiplerinin birleştirilmesi (Karma – kombine anestezi)

Genel anestezi ile bölgesel anestezi metodları ameliyattan sonra ağrı duyusunu engellemek için birleştirilebilir. Sakinleştirme bölgesel anestezi metodları veya yüzeysel anestezi ile birleştirilebilir. Böylece hem ağrı duymanız engellenir hem de sakinleştirici ilaçlar bedensel ve ruhsal olarak rahatlamanızı sağlar.


Tüm bunların dışında anestezi uzmanı gerekli görebileceği özel uygulamalar yapıla bilinir. Eğer yapılmasına ameliyattan önce karar verilirse bu uygulamalar size detaylı olarak anlatılacaktır. Ayrıca sadece bölgesel uyuşturulma yapılması öngörülen bir ameliyatta ameliyat sırasında da anestezi yönteme veya cerrahi tekniğin değişmesine bağlı olarak genel anesteziye geçilmeye gereksinim olabilir.

Anestezi, cerrahi girişim sırasındaki ağrı ve hoş olmayan duyumsamaları ortadan kaldırır. Erişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da anestezinin ayrı bir özen ve beceri gerektirdiği bilinciyle hareket etmek gerekir. Çocukluk dönemi 0 – 16 yaş arasını kapsamaktadır. Bu dönemde yapılacak cerrahi girişimler ağır doğumsal anomalilerin düzeltilmesini içeren ameliyatlardan başlayıp, apendisit, tonsillektomi, fıtık, sünnet, inmemiş testis, kalp ameliyatlarına kadar uzanan geniş bir yelpaze içindedir. Özellikle son yirmi yılda, gerek izlem yöntemleriyle ilgili teknolojik gelişmeler, gerekse ilaç sektöründeki gelişmeler sayesinde çocuk anestezisi konusunda bilimsel olarak çok ilerleme kaydedilmiştir. Buna rağmen, yeni doğanlarda ve küçük bebeklerde ameliyat sırasında oluşabilecek komplikasyon riski erişkinlerde olduğundan daha fazladır. Bu nedenle, özellikle bebeklerin anestezisinin bu konuda uzmanlaşmış ve deneyimli kişiler tarafından yapılması gereklidir.

Cerrahi girişim öncesi, süresi ve sonrasında, çocukluk dönemindeki hastanın, ruh sağlığının korunması, güvenli, konforlu ve ağrısız bir süreç geçirmesi için gerekli tüm önlemler alınır. Çocuklar kadar aile veya yakınlarının da bu sürece hazırlanması ve bilgilendirilmesi sağlanır.

Operasyona girecek çocuğun ameliyatından bir gün önce anestezist tarafından görülmesi uygun olmaktadır. Fakat ciddi sağlık sorunları olan veya sık tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları olan çocukların ameliyat tarihi cerrahla birlikte çocuğun ameliyata en uygun olduğu dönem içim planlanmalıdır.

Hastaların yaşına uygun olarak ameliyat öncesi bazı hazırlıklar yapılır. Buna göre, ameliyata girecek anestezist, hastanın tıbbi geçmişi ile ilgili ailesinden veya yakınlarından gerekli bilgileri ister, hastayı muayene eder ve uygun kan testlerinin yaptırılmasını ister. Gerekli gördüğü durumlarda diğer hekimlerin bilgisine müracaat edebilir. Çocuğu ve yakınlarını nasıl anestezi uygulanacağı konusunda bilgilendirir. Çocuklar basit bir konuşmayı anlayabilecek yaştan itibaren anestezi öncesi psikolojik hazırlıktan yarar görürler. Çocuk anne ve babada gelişen huzursuzluğu hisseder ve bunu davranışlarına yansıtır. Bu nedenle anne ve babanın tutumu çok önemlidir. Anne ve babaların kendilerine hekim tarafından açıklanan konuları çocukların onları anlayabileceği şekilde anlatmaları gerekmektedir. Çocuk kötü bir şeyler olacağını, kendisinden bazı şeyleri saklandığını hissederse kendi kendine bazı yanlış düşünceler ve korkular yaratabilir.

Operasyondan önce anne sütü alan bebeklerin 4 saat, daha büyük çocukların 6 – 8 saat süreyle beslenmemeleri gerekmektedir. Böylece genel anestezi sırasında mide içeriğinin akciğerlere kaçması engellenmiş olur. Berrak sıvılar 2 saat öncesine kadar alınabilir. Operasyon sabahı çocuk anne ve babasıyla birlikte anestezi hazırlık odasına alınır. 6 aylıktan büyük bebekler annesinden ayrıldıklarında rahatsız olur ve yokluğunu hissederler. 5 yaşına kadar olan dönem anneden ayrılmanın olumsuz etkisinin en belirgin olduğu dönemdir. Operasyona hazırlık odasında çocuğun heyecan ve endişesini giderecek, sakinleştirecek ilaç uygulamaları yapılır. Bunun sonucunda çocukta hafif bir uyku hali gelişir ve o sırada olanları hatırlayamaz. Çocuk hekim eşliğinde ameliyathaneye alınır ve gerekli izlemelerin yapılabilmesi sağlanır.

Genellikle anestezi uygulamasına maskeden uygulanacak oksijen ve anestezik gaz karışımı ile başlanır. Bilinç hali ortadan kalktıktan sonra damardan sıvı ve diğer anestezik ilaçların (kas gevşetici ve ağrı kesici) uygulaması yapılır. Solunumun kontrolü için gerekli görülürse soluk borusuna takılacak bir tüp yardımı ile oksijen ve anestezik ilaçların verilmesine devam edilir. Operasyon bittikten sonra oksijen dışındaki diğer ilaç uygulamaları kesilir ve çocuk tamamen uyandıktan sonra durumun takip etmek için uyanma odasına alınır. Burada ağrı şikayeti giderildikten sonra rahat, huzurlu ve güvenli bir şekilde servisteki yatağına alınır.

Çocuklarda ağrı kontrolü erişkinlerdekinden daha zordur. Çocuklar ağrılarının derecesini erişkinler gibi sözel olarak belirtemeyebilirler. Fakat hekimler onların davranışlarını, yüz hareketlerini, nabızlarını değerlendirerek uygun ilaç tedavisi yaparlar. Yine bu amaçla çocuklarda ameliyat sonrası ağrının giderilmesi için bölgesel anestezi yöntemleri uygulanabilir.

Tüm bunlara rağmen genel anestezi sırasında bazı istenmeyen ve nadir görülen sorunlar ortaya çıkabilir. Bunlardan bazıları:

Solunumsal komplikasyonlar: mide içeriğinin akciğerlere kaçması, hava yolu açıklığının sağlanamaması (dilin büyük, çenenin küçük, soluk borusunun önde olması …), diş kırıkları, boğaz ağrısı vb.

Dolaşımsal komplikasyonlar: damarlarda yaralanma ve şişmeler meydana gelebilir.

İlaçlara bağlı alerjik reaksiyonlar gelişebilir.

Nadir rastlanan ve önlenemeyen ateş yüksekliği ile seyreden “malign hipertermi” diye adlandırılan ölümcül bir komplikasyon meydana gelebilir.

Kan nakli gerektiren durumlarda buna bağlı komplikasyonlar gelişebilir.

Ameliyat sırasındaki pozisyonlara bağlı olarak bazı organ yaralanmaları gelişebilir.

Çocuğum Ameliyat Olacak

Yoğun bakım ünitelerinde hastalar pek çok nedenle takip ve tedavi gerektirirler. Bu bölümde hastanızın yoğun bakım ünitesinde yatmasına neden olan veya yoğun bakımdaki sürecinde gelişebilecek kritik durumlar tanımlanmaya çalışılmıştır.

.

Şok

Şok durumlarında organlara normal işlevlerini yapabilmesi için yeterli oksijen ve kan basıncı (tansiyon) sağlanamamaktadır. Şok pek çok nedenle ortaya çıkabilir:


ciddi sıvı veya kan kaybı (serum ve kan verilir)


kalp yetersizliği (kalp fonksiyonunu artırmak için ilaçlar verilir)


ağır enfeksiyonun neden olduğu şok (serum, kan verilir, ayrıca kan basıncını yükseltmek için ilaçlar ve enfeksiyonu tedavi etmek için antibiyotik verilir.)


ciddi organ hasarı/travması (trafik kazası, yüksekten düşme, yanık sonucu) veya iltihabi bir hastalık nedeni ile şok (serum ve kan basıncını yükseltmek için ilaçlar verilir)


Bütün destekleyici tedaviler sırasında sebebe (altta yatan hastalığa) yönelik tedaviler de yapılmalıdır. Tedavi ile şok geri döndürülemez veya hasta bu tedaviye geç cevap verirse organlar işlevlerini tamamen ve hatta geri dönüşümsüz olarak kaybetmeye başlarlar.

.

Ani gelişen solunum yetmezliği


Akciğerler kana oksijen sağlar ve kandan karbondioksiti atarlar. Akciğer bu fonksiyonunu yapamadığında solunum yetmezliği ortaya çıkar. Ani gelişen solunum yetmezliği hastaların yoğun bakımda yatmalarına sebep olabilir veya yoğun bakımda yatarken de pek çok nedene bağlı olarak hastalarda solunum yetmezliği gelişebilir. Ani solunum yetmezliği hafif, orta dereceli ve ağır olabilir.


Zatürree veya kalp yetmezliği, bronşit, akciğere direkt hasar (trafik kazası, düşme, kurşunlanma, bıçaklanma v.s.) gelişebilir. Beyin hasarı (kanama, şişlik, yaralanma) geçirmiş hastalarda da solunum komutu ve kontrolü olmadığı için ani solunum yetmezliği ortaya çıkabilir.

.

Uzayan solunum yetmezliği

Hastalar yapay solunum cihazına bağlanmayı gerektirir durumda uzun süre solunum yetmezliğinde kalırsa uzayan solunum yetmezliği tablosu ortaya çıkabilir ve hastalar zamanla yeterli solunum yapabilme gücünü kaybeder. Bu durumlarda hastanın solunum kaslarının zaman içerisinde gelişmesi gereklidir. Hastanın kendi kendine yeterli solunum yapabilmesi için uzun bir zaman geçmesi gerekebilir. Hastanın yapay solunum cihazından ayrılması uzun sürdüğünde (bir veya iki haftayı geçtiğinde) hastanın ağzında bulunan tüp çıkartılarak boğazına bir tüp yerleştirilir. Bu işlemin adı “trakeostomi”dir ve ameliyathane veya yoğun bakımda boğazına bir delik açılarak tüp yerleştirilir. Trakeostomi hastanın konforunu artırır ve yapay solunum cihazından ayrılmasını kolaylaştırabilir.

.

Enfeksiyonlar:

Enfeksiyon hastaların yoğun bakıma yatmalarına neden olduğu gibi yoğun bakımda yatarken de hastalarda enfeksiyon gelişebilir. Enfeksiyonlar pek çok sebebe bağlı olabilir. Yoğun bakıma yatan hastalar güçsüzlük ve bağışıklık sistemlerindeki zayıflamanın sonucu olarak enfeksiyonlar (mikroplar) ile yeteri kadar savaşamazlar. Ayrıca yoğun bakımda yatan hastalar nefes tüpü, damarlarına yerleştirilen ince tedavi hatları (kateter), idrar sondası, beslenme tüpü ve drenler gibi hasta için çok gerekli olan destek malzemeleri ile donatılır. Bunlar vücut için yabancı cisimdir. En sık karşılaşılan yoğun bakım enfeksiyonu da zatürreedir. Zatürree bazen hafif olup sadece antibiyotik ile iyileşebilir. Ancak bazen ağır olup hastada uzayan solunum yetmezliğine yol açarak yapay solunum cihazından ayrılmasını zorlaştırabilir.

Diğer ciddi enfeksiyon sebebi ise kanda yaygın olarak mikrobun bulunmasıdır. İdrar yollarında, barsak sisteminde, beyinde (özellikle beyin hasarı varsa) veya karın içerisinde infeksiyon gelişebilir.


Sepsis ve ağır sepsis:

Enfeksiyonlar tüm vücutta yaygın kontrol edilemez bir tepki ile çok ciddi boyutlara ulaşabilir. Bu duruma “sepsis” adı verilir. Hastanın ileri yaşta olması, hastaneye yatmadan önceki mevcut hastalıkları ve yoğun bakıma yatışına neden olan hastalığının ciddiyeti bu ağır tablonun gelişmesini hızlandırabilir ve kolaylaştırabilir. Sepsis ve buna bağlı olarak ortaya çıkan şok hastanın tüm organlarının çalışmasını bozabilir. Bunun sonucunda hastada akciğer işlevlerinin bozulması ile solunum yetmezliği, kalp yetmezliğine bağlı tansiyon düşüklüğü ve kalp ritm bozuklukları, böbrek yetmezliğine bağlı vücutta şişlik, karaciğer yetmezliğine bağlı sarılık, beyin işlevlerinin bozulması ile şuur kapanması ve koma, vücutta yaygın kanamalar izlenebilir.


Böbrek yetmezliği:

Böbrek zararlı maddelerin ve fazla sıvının vücuttan idrarla atılmasını sağlar. Böbrek oldukça hassas bir organdır ve pek çok hastalık varlığında organ işlevleri bozulabilir. Ani gelişen böbrek yetmezliği nedeni ile hastaların yoğun bakımda tedavi edilmesi gerekebilir. Aynı zamanda yoğun bakımda takip ve tedavisi gereken hastalarda da sıklıkla gelişebilen bir durumdur. Hastanın yoğun bakımdaki takibi sürecinde her hangi bir dönemde ortaya çıkabilir.Böbrek yetmezliğinde vücut fazla sıvıyı idrar ile atamadığı için kollar, bacaklar ve yüzde su toplanarak şişlikler ortaya çıkabilir. Ayrıca vücuttaki pek çok organda toplanan sıvı bu organların işlevlerinin bozulmasına neden olabilir. Örneğin akciğerde su toplanması ile solunum yetmezliği, barsaklarda şişlik olması sonucu gıdaların emilememesi, beyinde şişlik gelişmesi sonucu şuur kapanması gibi.

Böbrek yetmezliğinde ayrıca zararlı maddelerin idrarla atılamaması nedeni ile bu maddeler vücutta birikebilir.

.

.

YOĞUN BAKIMDA İZLENEN ÇOCUKLAR

Kritik durumdaki çocuğunuz yoğun bakıma alındığında ve çocuğunuzu yoğun bakım yatağında ilk kez gördüğünüzde üzülebilir ve şaşırabilirsiniz. Çocuğunuz size tanımayabilir, yatağında makinelere ve pek çok hatlara ve tüplere bağlı olabilir. Bu sizin ve aileniz için zor bir durumdur. Bu broşür size yoğun bakımda yatan çocuğunuzu tanımaya yardımcı olacaktır. Aşağıda açıklanan her hat veya her tüp hastanızda olmayabilir, sadece çocuğunuzun hastalığının takibi ve tedavisi ile ilgili olanlar hastanıza bağlı olabilir.


Kafa:

Beyin- beyin içerisinde basıncın izlenmesi veya beyindeki fazla sıvının alınması için ince bir dren

Ağız- solunum tüpü ve/veya beslenme tüpü

Burun- solunum tüpü ve/veya beslenme tüpü

Yüz- oksijen maskesi veya ağız ve burundan yerleştirilen tüpleri tutan bantlar


Göğüs bölgesi:

Yanlarda göğüs kafesindeki sıvının, kanın veya havanın boşalmasını sağlayan drenler

Ortada kalbin atımlarının izlenmesi için monitore bağlı kablolar ve bantlar (elektrokardiyogram)

Karın bölgesi:

Barsak içerisine uzanan beslenme tüpleri veya barsak içeriğini dışarıya alan torbalar

Karnın içerisindeki sıvıyı veya kanı dışarıya alan tüpler veya drenler

Genital bölgede idrarı dışarıya alan idrar sondası


Ayrıca;

Kafasında, kollarda ve ellerde, ayaklarında serum hatları

Boyunda kalın damarlara yerleştirilen serum hatları

Kollarda veya bacaklarda tansiyon ölçen manşon

El bileğinde, dirsek iç bölgesinde, ayak sırtında veya kasıkta kan basıncının (tansiyon) sürekli takibi için damara yerleştirilen ve diğer ucu monitore bağlı ince hatlar.

El veya ayak parmaklarından birinde, burun, kulak memesi veya alında içerisinde kırmızı ışık yanan, kandaki oksijen miktarını gösteren ve diğer ucu monitore bağlı hat

Çocuğunuzun genel durumu düzelmeye başladıkça vücudunda gördüğünüz bu bağlantılar azalacaktır. Çocuğunuza kan tetkiki gerektiğinde genellikle kalın damarlarına yerleştirilen hatlardan kan çekilerek örnek alınmaktadır. Her kan tetkikinde çocuğunuza iğne yapılması gerekmemektedir.


Beslenme tüpü

Solunum tüpü

Kalın damarına yerleştirilen serum hattı (kateter)

Kandaki oksijen miktarını gösteren monitore bağlı hat

Kan basıncını (tansiyon) sürekli gösteren hat

Kasıkta yerleşimli kalın damaryolu

Kalp ritmininin izlenmesini sağlayan monitore bağlı hat

İdrar sondası


Çocuğunuz uyuyor olabilir. Bunun sebebi çocuğunuzun beyin işlevlerinin azalması veya doktorunuzun hastanıza uyutucu, sakinleştirici ve/veya ağrı kesici ilaçlar veriyor olmasıdır. Bu ilaçlar çocuğun ağrı duymaması, sakinleşmesi, uyuması, hatırlamaması ve bilinçsiz hareket edip vücudundaki hatları çekerek kendine zarar vermemesi için doktorunuz kontrolünde yapılmaktadır. Bu sebeple çocuğunuz siz dokunduğunuzda tepki vermeyebilir. Ancak siz yine de ellerinizi yıkadıktan sonra hastanıza dokunabilir veya onunla konuşabilirsiniz.


Çocuğunuzun yoğun bakımda yatmasını gerektiren veya yoğun bakımda takibi sırasında gelişebilecek kritik durumlar:


Şok; düşük kan basıncı (tansiyon), soğuk, soluk veya kırmızı cilt

Böbrek yetmezliği; az veya hiç idrar çıkarmaması sonucu vücutta genel şişlik ve organlara su birikmesi (örneğin akciğer, beyin, barsaklar vs)

Karaciğer yetmezliği; sarılık, anlamsız davranışlar veya konuşmalar, titreme, şuur kapanması (koma) veya kanamalar

Solunum yetmezliği; akciğerin işlevini yapamaması vücuda yeterli oksijen sağlanamaması ve vücuttan karbondioksitin atılamaması (böyle bir durumda çocuğunuz ağızdan veya burundan solunum tüpü ile yapay solunum cihazına bağlanabilir)

Beyin işlevlerinin bozulması; beyinde şişlik gelişmesi sonucu anlamsız davranışlar, şuur bozulması veya kapanması (koma)

Hastam Yoğunbakımda - Çocuğum Yoğunbakımda